Anasayfa / Genel / Sancılı Yanım Senin Eserin

Sancılı Yanım Senin Eserin

 

Hayatım bütün büyük liderlere çamur atarak geçti. Büyüklüğü ya da iyiliği tartışmalı hale getirmek için elimden ne geliyorsa yaptım. Tarih sahnesinde ismini yazdırmayı becerebilmiş kim varsa üzerine leke çalmayı ilke bildim. Daha iyilerini yapabileceklerini söyledim. Onlardan sonra gelenleri onların yerine övdüm kim sohbetlerde. Sohbet ilerledikçe başta övdüklerime sonda sövdüm. Belki de benden iyisinin hiç olmadığını söylemeye çalışıyordum içten içe.

Anlamsızca bir öfke değildi yaptığım. Tarihi kendi gerçekliği içinde diğerlerinin kabul ettiği gibi kabul edemiyordum. Sıradan bir aklın kronolojik olarak olayları alt alta koyup bu olayları sırtlayan insanları “büyük” olarak nitelemesi bana basit geliyordu. Sıradan hayatımızın içinde basitlik mide bulandırıcı bir hal aldığından sıradan gelen her şeyi aşağılamak bana az da olsa umut veriyordu. Sıradan olmayanlar yükselişe geçerse ne de olsa bahsi ben kazanır yükselişe geçerdim.

İşlerini yaparak tarihte yer alacak adamlardan biri değilseniz, tarihte yer alanları aşağılayarak hor görerek, yaşadığınız zaman içinde var olabilir hatta var olmanın dayanılmaz hafifliğini tadabilirsiniz. Yine de herkes için her şeyin olasılık dâhilinde olduğu yirmi birinci yüzyılda bile durum bu basit mide bulandırıcı egodan fazlası değil. Yine de bir koltuğun ben de yaşattığı haz için mümkünse elimden gelen her şeyi yapabilirim.  

Kimilerine göre gelişmelerin temelinde değilleme vardır. Yani anti tez olmadan tezin gerçekte anlamı yoktur. Yine de değilleme ile yok sayma ve hor görmeyi birbirinden ayırabilmek gerekiyor. Birini değilleme ona saygısızlık yapma hakkını sana vermez hele değilleme yaptığın kişi artık yaşamıyorsa bu düpedüz kaypaklıktan öteye gitmez. Elinden gelen her şeyin mubah olduğunu düşünen bir adam olarak kaypaklıktan tabii ki geri duracak değilim.

Tarih bilimi ile uğraşanların bile zaman zaman içine düştüğü tuzaklardan biri tarihi bir vakayı ya da tarihe çoktan mal olmuş bir kişiyi kendi çevresinden ve zamanından çıkarıp günün değerleri ile yargılamaktır. İnsan yaşadığı çevrenin etkisinde o kadar çok kalır ki en sonunda doğrunun sadece kendi zamanına has bir gerçek kırılımı olduğunu sanır. Sandım ve yanıldığımı düşünmüyorum. Yalnızca benden öncekilerin ve benden sonrakilerin düşeceği basit bir tuzaktır bu. Çoban matı gibi üç hamleliktir ve ne yazık ki daha önceden düşmediyseniz nasıl kurtulacağınızı bilemezsiniz. Tabii benim gibi neyi okuyacağınızı nasıl okuyacağınızı biliyorsanız çoban matı olurken taşların eksik olduğunu iddia edip yırtabilirsiniz.

Benim yaptığım kaypaklığın bile insana öğrettikleri vardır ve bu durum ne yazık ki Tanrı gibi dogmatiktir. Bilginin sadece kullanım biçimi bile insana bir şey öğretebilir. Bu tavrım bile ne kadar yüce gönüllü olduğumu her şeyi göze alan benim aslında ne kadar insanları sevdiğimi ve önemsediğimi gösterir.

Bugünlerde aklımın ucundan ne zaman doğuda bir il geçse, 4. Dereceden kısa ilişkiler kurmayı tercih ettiğim hemoroidim bana kendini hatırlatıyor. Tedavi olup bir miktar inzivaya çekilsem ve sesimi soluğumu çıkarmadan otursam hem tarihe mal olmuş gerçeklikler kendi zamanında kalır hem de sağda solda çıkan savaş haberleri ile gündemi değişir herhalde yakın çevremin.

Başından beri egom içinde bulunduğum çağın çok ötesine geçemeyeceğini bildiğinden, içten içe duyduğum sancı mevsim değişikliği nedeniyle hemoroidimin ağrısı ile birleşince saçmalama potansiyelim ne de olsa tavan yapıyor. Herkesin aklından geçen benim ister istemez ağzımdan çıkıveriyor. Siz yine her zaman yaptığınız gibi beni sineye çekin ben yakın zamanda gücümü toplayıp üstünüze abanmaya devam edeceğim. Yalnız lütfen bu sefer kasmayın zira en son sizin yüzünüzden hemoroit oldum. Biraz da beni düşünün.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !
Bu içeriği duvarında Paylaş
  • Bu içeriği arkadaşlarınla paylaş!
  • Yeni içerikler bul!