Hangisinin diğerini tetiklediğini merak ediyorum: Hayal mi gerçeği tetikliyor yoksa kabul edilmeyen gerçeklik mi hayal kurduruyor? Genel olarak ben kabul edilmeyen gerçekliğin insanı hayallere sevk ettiğini düşünsem de kimi zaman hayallerin gerçeği tetiklediğine de bizzat şahit olmuşluğum var.
Biliyorum ki hayal ile gerçek arasında karşılıklı ve dozu belli olmayan bir etkileşim söz konusu. Yine de ben hayallerin gerçekliği etkilediğini var sayarak hayal kuracağım bugün. Kim bilir bir kurmaca belki de gerçek algılarından birinin algılanış şeklini değiştirebilir.
Bilinen kaç evren var bilmiyorum. Kaç boyutta kesiştiğimizi ve hangilerinin gerçek algısını manipüle ettiğini bilmiyorum. Gerçi umurumda da değil. Çünkü gerçek algısının çıplaklığı ya da üstündeki kıyafeti çoğunlukla gözünüzü kamaştırabiliyor. Aşağıda sıralayacağım cümlelerin hangisi daha gerçek sizin için?
- Çocuklarını korumak adına canlı bombanın üstüne atlayan Hatice Belgin öldü.
- Hayattan bezdiği ve uzun zamandır intiharı düşünen Hatice Belgin canlı bomba fırsatını kaçırmadı.
- Bir başka hayatı kurtarınca cennete gitme hayalinin gerçekleşeceğini düşünen Hatice Belgin hiç düşünmeden canlı bombanın üstüne atladı.
- Ayağı tökezlendiği için canlı bombanın üstüne kapaklanan üç çocuk annesi Hatice Belgin hayatını kaybetti.
Bu gün herkesin konuştuğu ve şıklardan birine göre değerlendirdiği Hatice Belgin’in yaslı ailesine taziyelerimi iletirim ve niyetim kesinlikle saygısızlık yapmak değil ancak farklı kişilerin bakış açısıyla ya da cümleleriyle ne kadar değişebiliyor aynı durum. Bu cümlelerin paylaştığı tek gerçek üç çocuk annesi Hatice Belgin’in hayatını kaybetmiş olmasıdır. bu başlı başına acı bir durumdur. Başka anlamlar yüklesek de gerçek bundan ibarettir. Yüklediğimiz anlamlar bu gerçeği kendi dünyamızla paralel hale getirmek için süslerimizdir. Tıpkı hayal gücümüz gibi…
Son birkaç gündür olan biten her şeyi alt alta yazalım şimdi.
Hain terör saldırısı sonrası 24 asker şehit oldu. Harekat başladı 1 asker şehit oldu, 3 asker yaralandı. Van’da deprem oldu, çok sayıda vatandaşımız yaralandı. Bir çok vatandaşımız hayatını kaybetti. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenleri bir genelge ile iptal edildi.( Bu Cumhuriyet tarihinde ilk defa olmuyordu daha önce de 1999 deprem bölgesindeki yoğun çalışma ve kayıpları nedeniyle Genel Kurmay Başkanlığının isteği üzerine iptal edilmişti. ) Deniz Feneri davasında tutuklu olarak yargılanan sanıkların hepsi serbest bırakıldı. Hizbullah terör örgütü ile ilişkili davaları süren tutuklu sanıkların hepsi serbest bırakıldı. Türk Lirası Mevduat Faizleri son dönemin en yüksek seviyesine çekildi. Dolar kuru düştü. Memura yapılması öngörülen mesai zammı 10 kuruş seviyesinde kaldı. Üniversite Harçları son on yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Temel ihtiyaçların da arasında bulunduğu 7 kaleme yüzde 14 ile 17 arasında zamn yapıldı. Kaddafi’nin ölümü sonrasında muhaliflere gönderilen 300 milyon Dolara 80 milyon Dolar daha gönderildi. Libya’da Şeriat ilan edildi. Deniz Feneri davasında çalışan ve tutuklamaları öngören savcılara resmi olarak dava açılacağı kesinleşti. Hükümet Deprem vergisi olarak anlan Özel Tüketim Vergisi yoluyla toplanan tutarın duble yollar için harcandığı resmi olarak beyan edildi. Çeşitli kurum, kuruluşların ve kişilerin yaptığı yardım eğer Van’a ulaşırsa Van:’ı tekrar inşa edecek kadar yardım toplandığı ya da yardım vaadinde bulunduğu halk tarafından tespit edildi. Geçen yıl Diyanet işleri Başkanlığınca Zekat alabileceği yönünde fetva verilen Devlet Memurlarının maaşları on bir gün öncesinden dağıtılarak kurban alırken zorluk çekmemeleri maliye bakanlığınca sağlandı.
Bu 15 kalem maddeyi istediğiniz gibi yorumlamayı, algılamayı, yok saymayı, var etmeyi, önemsememeyi, umursamayı, tt yapmayı, facebookta share etmemeyi, gerçekliğini ve hayallerini size bırakıyorum.
Benim bildiğim tek gerçek üç çocuk annesi Hatice Belgin’in yanlış zamanda yanlış yerde olduğu halde doğru hamleyi yapmaya çalışırken teröre kurban gittiğidir. Keyifli Hayaller…